Hayatı
Dimitrios Rodopulos 23 Haziran 1908'de Atina'da varlıklı bir ailede doğdu. Ticaret okumak için Grenoble Üniversitesi'ne kaydoldu ama 1925'te maddi nedenlerle eve döndü ve 1930'da Atina Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu; avukatlık hiç yapmadı. Takma adı, ailesinin yazları geçirdiği, Olimpos Dağı yamaçlarındaki Rapsani köyünün kilise avlusunda duran karaağaçtan, καραγάτσι'den gelir. «Μ.» hiçbir zaman açıklanmadı: belki aile içindeki lakabı Mitia, belki Mihalis.
İlk romanı Ο συνταγματάρχης Λιάπκιν (Albay Liapkin) 1933'te çıktı ve onu bir gecede ünlü yaptı. 1935'te ressam Niki Karistinaki ile evlendi; kızları Marina Karagatsi daha sonra eserlerine sahip çıktı. Kaleminden ve gazetecilikten geçindi: savaştan sonra 1946'dan itibaren Βραδυνή gazetesine tiyatro eleştirisi yazdı, 1949'da İç Savaş sırasında savaş muhabirliği yaptı, bir film yazıp yönetti ve 1952'den itibaren bir reklam ajansında çalıştı. Hatta 1956 ve 1958'de Spiros Markezinis'in İlerici Partisi'nden milletvekilliğine aday oldu, ama kazanamadı. Çok hızlı ve çok fazla yazıyordu: romanlar, öyküler, oyunlar, kronikler. 1958'deki bir kalp krizinin ardından, 14 Eylül 1960'ta Atina'da uzun süren bir taşikardi nöbetinden elli iki yaşında öldü ve son romanı Το 10 yarım kaldı. Mezar taşında kendi eserinden bir cümle yazılıdır.
Eserleri

Karagatsis, Yunan anlatı edebiyatının köyü ve töre betimlemesinin idilini geride bırakıp büyük, modern, Avrupai bir tutku romanı yazmasını istiyordu. İlk üç romanı, Εγκλιματισμός κάτω από τον Φοίβο (Phoibos'un Altında Alışma) adını verdiği bir üçleme oluşturur: Yunanistan'a gelen ve onun güneşi ve insanlarıyla dönüşen ya da yıkılan yabancılar. Ο συνταγματάρχης Λιάπκιν'de (1933) sürgündeki Beyaz Rus bir subay Teselya'nın bir taşra kasabasında yavaş yavaş batar; Γιούγκερμαν'da (Jungerman, 1938) çarın Beyaz Muhafızları'nın eski bir subayı olan ve Bolşeviklerden kaçmış Finli bir mülteci, iki savaş arası Atina'nın büyük bir finansçısı olur; 1953'te Η μεγάλη χίμαιρα (Büyük Kimera) adıyla yeniden işlenen Χίμαιρα'da (Kimera, 1936) Yunan bir denizciyle evli genç bir Fransız kadın Siros adasında yaşar ve arzuyla suçluluk duygusu arasında tükenir.
Ardından, Osmanlı döneminde canını kurtarmak için din değiştiren bir Rum kocabaşının hikâyesi ve yarım kalmış bir aile destanının ilk bölümü olan Ο κοτζάμπασης του Καστρόπυργου (Kastropirgos'un Kocabaşı), karanlık Ο μεγάλος ύπνος (Büyük Uyku, 1946), hicivli Σέργιος και Βάκχος (Sergios ile Bakhos) ve Pire'de bir işçi apartmanının ve kiracılarının portresi olan, Aralık 1959'da başlanıp yarım kalan Το 10 (Numara 10) geldi. Üslubu hızlı, bedensel, çoğu zaman kaba, her zaman ironiktir; eleştirmenler ona «doğuştan düzyazı yazarı» dedi ve bedeni ve cinselliği açık sözlülükle ele alışı okurlarını hem şaşırttı hem de büyüledi.
Bugünkü Yunanistan’daki mirası
Pek az Yunan romancı küçük ekranda bu kadar yer aldı. Γιούγκερμαν 1976'da ve yeniden 2007'de televizyon dizisi oldu, Ο συνταγματάρχης Λιάπκιν 1979'da, Ο κίτρινος φάκελος (Sarı Zarf) 1990'da ve Το 10 2007'de; 2014'te ise Η μεγάλη χίμαιρα Dimitris Tarlow'un yönetiminde Atina'da sahnede başarı kazandı. Romanları hep baskıdadır ve pek çok genç okurun kendi seçtiği ilk «büyük» Yunan romanları arasındadır. C1 düzeyindeki bir öğrenci için Η μεγάλη χίμαιρα harika bir meydan okumadır; kitapla birlikte dizilerden birini izlemek de iyi bir başlangıç yoludur.
Biliyor muydunuz?
- Takma adı Olimpos'un eteğindeki Rapsani köyündeki bir karaağaçtan (καραγάτσι) gelir.
- «Μ.»nin neyin kısaltması olduğunu kimse kesin bilmiyor; kendisi hiç söylemedi.
- Το 10'u 13 Aralık 1959'da yazmaya başladı ve bitiremeden öldü.
- 1956 ve 1958'de iki kez milletvekilliğine aday oldu ve ikisinde de kaybetti.
Başlıca eserleri
| Yunanca başlık | Başlık | Yıl |
|---|---|---|
| Ο συνταγματάρχης Λιάπκιν | Albay Liapkin | 1933 |
| Χίμαιρα | Kimera (sonradan Büyük Kimera) | 1936 |
| Γιούγκερμαν | Jungerman | 1938 |
| Ο μεγάλος ύπνος | Büyük Uyku | 1946 |
| Ο κοτζάμπασης του Καστρόπυργου | Kastropirgos'un Kocabaşı | |
| Το 10 | Numara 10 (yarım kalmış) | 1959–1960 |
Akılda kalacak bir söz
Οι μοναδικές ομορφιές είναι προνόμιο του θανάτου.
Oi monadikes omorfies einai pronomio tou thanatou.
Eşsiz güzellikler ölümün ayrıcalığıdır.























