
Sabah: şaraba batırılmış ekmek
MÖ 400 civarındaki Atina’yı hayal et. Şehir insanlarla dolu: yurttaşlar, orada yaşayıp çalışan yabancılar ve pek çok köle. Onların günü, ἡμέρα, erken başlar.
İlk öğün çok küçüktür. Yunanlar ona ἀκράτισμα, yani kahvaltı derdi. Şaraba batırılmış bir parça ekmekti. Adı ἄκρατος kelimesinden gelir; bu kelime “karıştırılmamış” demektir, çünkü bu şarabın içinde su yoktu. Diğer zamanlarda Yunanlar şaraplarını, οἶνος, neredeyse her zaman suyla karıştırırdı.
Ekmek günün en önemli yiyeceğiydi. İki ana çeşidi vardı. Ἄρτος buğday ekmeğiydi. Μᾶζα ise arpadan yapılan bir çörekti. Pazarda ekmekle birlikte yemek için incir, sarımsak, sebze, tuz ve bal da satın alınabilirdi.
Erkek çocuklar için okul, evde dokuma
Kahvaltıdan sonra, parası yetebilen ailelerin oğulları okula giderdi. Okula yalnız gitmezlerdi. παιδαγωγός, yani “çocuğu götüren kişi” denen bir köle, onlara evden okula kadar ve geri dönüşte eşlik ederdi.
Filozof Platon bize erkek çocukların ne öğrendiğini anlatır. Önce bir öğretmen onlara harfleri öğretirdi. Sonra iyi şairlerin eserlerini okur ve ezberlerlerdi. Bir müzik öğretmeni onlara lir çalmayı ve şarkı söylemeyi öğretirdi. Daha sonra bir antrenör bedenlerini güçlendirirdi. Zengin çocuklar okula en erken başlar ve en uzun süre devam ederdi.
Kızlar okula gitmezdi. Evde anneleriyle kalır, yün eğirmeyi ve dokumayı öğrenirlerdi. Bu, Atinalı kadınların çoğunun asıl işiydi; bütün ailenin kumaşını onlar yapardı. Uzun, dik bir dokuma tezgâhında, ἱστός, çalışırlardı. Tezgâh çoğu zaman evin ortasındaki avluda dururdu, çünkü dokuma için iyi ışık gerekir.
Agorada: alışveriş ve çeşmeler
Sabahları ἀγορά insanlarla dolardı. Yunanlar öğleden önceki saatleri anlatmak için “agora doluyken” bile derlerdi. Agora; tezgâhların, dükkânların, tapınakların ve kamu binalarının bulunduğu büyük, açık bir meydandı. Erkekler buraya alıp satmak, şehrin yaşamına katılmak ya da sadece arkadaşlarıyla sohbet etmek için gelirdi.
Pazardaki satıcıların çoğu kadındı. Un, tuz, bal, incir, sebze, parfüm ve kurdele satarlardı. Komedi şairi Aristofanes onlar için çok uzun, şakacı bir kelime uydurdu: σκοροδοπανδοκευτριαρτοπώλιδες, “sarımsakçı-hancı-ekmekçi kadınlar”. İçinde ἄρτος kelimesini bulabilir misin? Yazarlar ayrıca zengin ailelerde alışverişi çoğu zaman genç bir köle kızın yaptığını anlatır.
Evlerde musluk yoktu. Su kuyulardan ya da halka açık bir çeşmeden, κρήνη, gelirdi. İnsanlar suyu eve büyük bir su testisiyle, ὑδρία, taşırdı. Daha eski vazolarda testilerini çeşmede dolduran ve orada arkadaşlarıyla buluşan kadınlar görürüz. Perikles’in zamanında zengin aileler bu ağır iş için köle göndermeyi tercih ederdi.
Öğle yemeği, akşam yemeği ve günün sonu
Öğleye doğru hafif bir yemek, ἄριστον, yenirdi. Homeros’un eski destanlarında bu kelime kahvaltı demekti, ama klasik Atina’da öğle yemeğiydi.
Ana öğün, δεῖπνον, daha sonra, öğleden sonra ya da akşam yenirdi. Bazen zengin erkekler arkadaşlarını yemeğe davet ederdi. Yemekten sonra şaraplı bir eğlence, sempozyum başlardı. Orada şarap, kimse içmeden önce büyük bir kapta, kraterde, suyla karıştırılırdı.
Bütün Atinalılar aynı günü yaşamazdı. Zengin bir yurttaşın, yoksul bir zanaatkârın, bir kadının, bir çocuğun ve bir kölenin yaşamları çok farklıydı. Günümüze ulaşan kitapların çoğunu zengin erkekler yazdı. Bu yüzden tarihçiler, yurttaşların eşlerinin gerçekte ne sıklıkla dışarı çıktığını hâlâ tartışıyor. Vazo resimleri ve arkeologların agorada ve çevresinde bulduğu kilden dokuma ağırlıkları, kırık çömlekler gibi eşyalar, sıradan insanların yaşamını görmemize de yardım eder.
Önemli tarihler
- 6th c. BCBoyalı bir Atina su testisi, bir çeşmede testilerini dolduran beş kadını gösterir.
- 5th c. BCKlasik Atina’da zengin haneler alışverişe ve suya köle göndermeyi tercih eder.
Sekiz kelime, dün ve bugün
| Eski Yunanca | Bugünkü Yunanca | Anlam |
|---|---|---|
| gün | ||
| ekmek (tabelalarda άρτος) | ||
| şarap (οίνος resmîdir) | ||
| pazar ve buluşma yeri | ||
| halk çeşmesi | ||
| dokuma tezgâhı (bugün direk de) | ||
| okula götüren köle (bugün: eğitimci) | ||
| akşamın ana öğünü |